Kübizm nedir ?

0
561
Kübizm

Kübizm  1907-1914 yılları arasında meydana gelmiş olan kübizm, doğadaki her şeyin
geometrik bir biçimde ifade edilebileceği fikrini ortaya çıkarmıştır. Fovist ve
Empresyonist sanatçıların çalışmaları Kübizmin köklerini oluşturmuştur. Kübizm,
doğayı küre, silindir, daire ve konilerle parçalamış nesneleri direkt olarak tasvir
yerine, onların değişik bölüm ve parçalarını bir araya getirerek yeni bir bütün
oluşturma yoluna gitmiştir.

Fotoğrafın gelişmesi, sanatın tasvir edici özeliğini ikinci plana iterek
sanatçının bu yöndeki başarısını önemsiz görmüştür.
“Eğer fotoğraf gibi bir takım mekanik yöntemlerle görüntüyü daha iyi
sunabiliyorsak, o zaman sanatçının başka bir şey yapması lazımdır. Buna karşılık
görsel anlatımın salt duyusal ya da kavramsal ve tanımlayıcı özellikleri öne
çıkmıştır”

Kübizm kütle ve üç boyutluluğun ifadesinden ziyade bu
tür bir algının görsel özelliklerini kullanarak yeni kavramsal kodlar üzerinde
durmuştur.
Afrika zenci sanatı, kabile sanatları ve egzotik toplumlara duyulan ilginin
artması ve bu yönde ortaya çıkan ilkel toplum yapıtları Cezanne’ı etkilemiştir.
Cezanne klasik anlamdaki form anlayışının dışına çıkarak, karşı doğacı bir tutum
sergilemiştir.

“Cezanne’ın yapıtlarında doğal biçimler geniş birimler bütününde
geometrik bir nitelik kazanmıştır ve burada önemli olan nesnenin olduğu gibi değil,
gözün algıladığı şekilde tuvale aktarılmasıdır. Cezanne’ın resim anlayışının kübizmin
başında yer alamsının nedeni, cezanne’ın resim sanatını empresyonist illüzyondan
kübist formalizme geçirmiş olmasıdır. Burada en önemli ilke ise nesnelerin biçimsel
analizidir. Kübizm nesnelerin iç yapısını resmetmekle anlamını bulmuştur. ‘Kübizm,
evren karşısında, varlık yorumunda yasasını beraberinde getirdiği bir devrimi ifade
eder. Bu devrim her şeyden önce varlıkta olan ilgide somutluk kazanır”

Kübist sanatçı nesneleri gördüğü gibi değil, düşündüğü gibi kavramaya ve bu
şekilde resmetmeye çalışmıştır. Nesnenin iç yüzünü anlama çabası göstermiş,
oluşturduğu geometrik düzenin içerisinde objeye doğa ötesinde bir anlam
kazandırmıştır. Cismin değişik perspektiflerinden elde edilen farklı görünümleri aynı
düzlem üzerinde birleştirerek sanatı kavramsal bir takım kodlara taşımışlardır.
“Fotoğrafın gelişmesi sanatın betimleyici işlevini ikinci plana düşürerek
sanatçının bu yöndeki başarısını anlamsız kılmıştır.

Eğer fotoğraf gibi bir takım
mekanik yöntemlerle görüntüyü daha iyi sunabiliyorsak, o zaman sanatçının başka
bir şey yapması lazımdır. Buna karşılık görsel anlatımın salt duyusal ya da kavramsal
ve tanımlayıcı (cognitive) özellikleri öne çıkmıştır. Yirminci Yüzyılın ilk radikal
akımlarından biri olan Kübizm, kütle ve üç boyutluluğun tasvirinden ziyade bu tür
bir algının görsel özelliklerinden yola çıkarak yeni kavramsal kodlar üzerinde
kurulan bir üç boyutluluk geliştirmiştir”

Kübizm bir nesnenin aynı anda farklı yönlerden görüş açılarını ortaya koyar.
Kübist sanatçılar, konkav (içbükey) ve konveks (dışbükey) yüzeylerle meydana
getirdikleri kompozisyonlarda karşıtlıkları kullanmışlar,nesneye hacim etkisi değil,
nesnenin hacim fikrini vermeye çalışmışlardır. Perspektif kullanımı olmadığından
sınırlı konular seçmişlerdir. (evler, ağaçlar, masa, sandalye, şişe…gibi)

Picasso’nun 1907’de gerçekleştirdiği “Avignonlu Kızlar” adlı yapıtı kübizmin
ilk büyük yapıtıydı. Fovizm’den kübizme geçişte önemli bir yer tutan bu tablo,
resmin alışıldık kuralları dışında özellikler taşır ve sert bir üslup değişikliğine işaret
eder. Bu resimde Picasso, perspektif kullanmamış,yüzeyleri bölmüş,vücut parçalarını
değişik yön ve açılardan göstermiş, renk etkisini indirgemiş, biçimleri köşeli
çizgilerle yarı geometrik düzende basitleştirmiştir.

“Braque ve Picasso, yapısal (strüktüel) olan, düz çizgilerin,düz yüzeylerin
olanaklarına dayanan bu üslubu geliştirmeye çalışıyorlardı. Onlar Kübizmi, nesneleri
binlerce saydam parçaya ayrıştıran çözümlemeci bir yolda götürüyorlardı. Braque ve
Picasso boşluk fikri üzerine eğilip, bununla üç boyutlu yapıyı gösterme fikrine önem
verdiler. Onlar böyle bir strüktür sağlamaya çalıştılar ve bunu yaparken de, fauve
resimlerin ana noktası olan renklerden vazgeçtiler. Yapıtlarını hemen hemen tek
renklilik içinde boyadılar”

Picasso ve Braque artık, nesneleri boyanın dışında farklı malzemeler
kullanarak, gazete, kumaş, cam gibi parçaları resme katarak kolaj tekniğiyle
gerçekleştirdiler. Bu dönem Analitik Dönemdir. Sentetik kübizme göre daha rasgele
ve karışık bir kurgu söz konusudur.

Kübizmin son dönemi olan “Sentetik Birleştirici Kübizm” de de esas olan
parçaların ya da şekillerin bir araya getirilmesi olgusudur. Analitik dönemde
parçalanın ayrılarak çözümlenen obje, Sentetik Kübizm evresinde birleştirici bir
yolla seçilip bir araya getirilmiştir. Kolaj tekniği ile yapıştırma ve birleştirme bu
evrede daha belirgin ve daha düzenlidir.
Böylece sanatta ilk defa gazete, kumaş, ip, tahta gibi günlük yaşamda
kullanılan maddeler de resimde kullanılmış oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here