Fluxus Nedir ?

0
263
Flxus nedir

Fluxus 1960’larda Avrupa’da ortaya çıkmış Happening’e benzer bir
harekettir. Fluxus felsefesi hareketin çıkışından önce doğmuştur. “Fluxus’un
doğduğu dönem, bilimin disiplinler ötesi karmaşıklığa ulaştığı dönemdir. Şu an
açıktır ki; Fluxus ve intermedia, elektronik, müzik ve televizyon çağında ortaya
çıkmıştır. (Fluxus sanatçıları Wolf Vostell ve Nam June Paik, TV, iletişim teorisi ve
Zen düşüncesini maddi duruma dönüştürerek Video Sanatı yaratmışlardı.) Daha
önemlisi; Fluxus ve intermedia, ilk bilgisayarlar, bilgi işlem bilimi, evrimsel
psikoloji, sinir bilimleri ve kaos çağında oluştular”.

Fluxus sanatçıları sanat yapıtının geçiciliğine, güncelliğine,izleyici yaratıcı
ilişkisine, estetik değerlere, burjuva tavır ve tutumuna karşı çıkmışlardır. Fluxus
diyaloga ve dönüşüme açıktır. Onun için sosyal yaratıcılık, deneysellik ve
araştırmacılık nesne ya da yapıt üretmekten daha önemlidir. Bu nedenle Fluxus
hareketi genel olarak geçici olanı ön planda tutarak yaşamın akışına göndermeler
yapar. Toplumsal kaygılar ve insanın durumu, estetik düşüncelerden önde gelir. Ken
Friedmen’a göre; “toplum içindeki rolümüze ve yaptığımız işe olan bakışımızın
anahtar fikri, “sanatçı olabilirsin ve aynı zamanda bir sanayici, bir mimar veya
tasarımcı da olabilirsin” den geçmektedir. Bir müzede şehir dokusunda çalışmak
önemli olduğu kadar, bir fabrikada çalışmakta o derece önemlidir”.

Flxus nedir
Flxus nedir
“Fluxus araştırmaya değer gösterdiği bakış açısında ‘insan’ı çevresinden
sosyal plastiğinden, mekanından, dünyadan, diyalogundan, yazıdan, sözden,
söylemden, doğasından ayırmaksızın, onu, sahip olduğu özellikleri ile anlatıyor.
Ortaya çıktığı zamanlarda sanatçıların yapıtları ve anlayışları sanat piyasasının
dışında kalsa da farklı yaklaşımı ‘konvansiyonel’ ya da ‘geleneksel’ resim olarak
adlandırılabilen biçimler dışıdır”
 “Ana yapısı sanatçı tarafından kurgulanan anvironmanın (ing. Environment.çevre) içine giren izleyici de onun bir parçasına dönüşür ve çeşitli eylemlerde bulunur. Gösterinin yapılacağı sırada hazır bulunan kişileri harekete geçirmek için yeni teknikler, yeni biçimler geliştirilir; en
yakın durumlar, imajlar ve karışık olmayan olaylar düşünülür. Haberdar izleyiciyle,
anlamı inceltmek için, gösterinin ayrıntıları tartışılır, eklemeler yapılır. Sonradan
katılanlar kendilerini bir olaylar zinciri içinde bulurlar” Dick Higgins’in 1981’de Fluxus’un temel düşüncelerini oluşturan 9 kriterini Ken Friedman aşağıdaki gibi 12’ye çıkarmıştır.
Küresellik,
Sanatın ve yaşamın birliği,
Intermedia,
Deneysellik-araştırmacılık,
Şans,
Oyunsallık,
Sadelik-Tutumluluk,
Kapsayıcılık,
Temsiliyet,
Özgüllük,
Zamanda var olmak,
Müzikalite,
Flxus nedir
Flxus nedir

Fluxus’un merkezinde yer alan küresellik,içinde yaşadığımız dünyada siyasi
sınırların kültürel ve doğal olmadığını belirtmektedir. Fluxus için sınırlar önemsizdir
hatta benzer zihinler arası diyalog önemlidir ve ulusal kökenler dikkate
alınmamalıdır.çünkü artık sınırlar kalkmıştır. Sanat ile yaşam arasındaki sınırları yok
etmek amacıyla yola çıkan Fluxus çevreleri sanatta bu sınırın olmadığını önermiştir.
Beuys’un herkesin sanatçı olduğu görüşünü ileri sürmesi buna örnek olarak
verilebilir. Burada amaç yalnızca sanat ve yaşam arasındaki bütünlüğü ve her ikisinin
aynı bağlamın parçaları olduğunu söylemek değil aynı zamanda bu fikrin
oluşturduğu problematikle ilgili sorunların üzerine gitmektir. Đntermedia terimini
1966’daki ünlü yazısıyla sunan Dick burada; yaşamla sanat arasında bir sınır
olmadığı gibi sanat formları arasında da ayrım olmadığını belirtir. Ona göre
intermedia değişik ortamları bir araya getirir. Fluxus sanatçıları bilimsel metotları
sanatta uygulama yoluna gitmiş ve birlikte çalışma fikri onları deneysellik ve
araştırmacılıkla bütünleşen bir diyaloga sokmuştur. Bir çok Fluxus işi bu diyalogun
ürünüdür. Tekil çalışmaların yanı sıra birçok sanatçının ortak projelerde yer aldığı
görülür.

“Çalışmalarımı, genellikle, dört düzeyde düşünürüm” diyor, bu sanat türünü
başlatan Allan Kaprow: Birincil düzey her davranışın, diğer eylemlerle birlikte ya da
kendi başına, dolaysız anlamıdır; sonra, bunlar, yaşamdan alınmış ama, yaşamdan
alınmış ama, yaşama tıpatıp benzemeyen fantezilerdir. Üçüncü düzeyse, bunların
kurgulanmış bir davranışlar dizisi olmasıdır. Dördüncü olarak ta, simgesel
olabildiğince temel, yalın ve saymaca tutulmaya çalışılacaktır” (Kaprow 1984:34;
Aktaran Aysan 1997:39).

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here