Dadaizm

0
304

Dadaizm 1916 yılında Zürih’te ortaya çıkan Dadaizm, I. Dünya savaşının,
katliamlarına, toplumun kural ve dogmalarına karşı çıkarak bunlardan doğan nefret
ve alaylarla savaş, sanat, din, gelenek gibi tüm değerleri protesto etmiş bir akımdır.
Savaşın sebep olduğu yıkım çaresizlik ve ümitsizlik ortamı, Avrupa’da alışılagelmiş
toplumsal değerleri alt üst etmiş, bu gelişmeler sanatta bir takım yenilikler ve bir
çeşit karşı duruş meydana getirmiştir.

Dadaizm Dada hareketi bu noktada yeni ifade formları bulmaya çalışmış, her şeyi inkar
etmesi ve geleneksel malzemeleri reddetmesi ile fotomontaj ve kolaj gibi teknikler
oluşturmuştur. Eski yayın, dergi, mektup ve etiketlerden ayrıştırılan fotoğraflar
yapıştırılarak yeni kompozisyonlar oluşturulmuş, birbirinden çok kopuk olan
parçalardan yeni düzenlemeler meydana getirilmiştir.

Dada akımında; resimde boya dışında malzemeler de kullanılarak, resim
farklı bir araç haline dönüştürülmüş, mantık dışı bir düzen oluşturulmaya çalışılarak
yapıtta yeni bir gerçeklik oluşturma yoluna gidilmiştir. Dadaistler, giderek artan karşı
çıkış, şiddet, yıkıcılık ve ortaya koydukları bağımsız ve kuralsız bir dili konuşarak;
toplumun boş ve sıkıcı dilini, geleneksel estetik tavrı bir kenara atıp, ürettikleri kolaj
ve kabartmalar ile dadacı tavrın genel karakterinin oturmasını sağladılar.

Dadaizm bir yandan hızla yayılırken, bir yandan da her şeyi tahrip edip yıkmaya çalışıyordu.
“Dada, şırıngasını… dile zerketti. Ufak ufak (büyük büyük ) dili tahrip
ediyor.mantıkla birlikte herşey devriliyor… Duygulara, toplumsal yaşama, ahlaka
karşı düzenli olarak kazandığımız kimi özgürlükler, yeni baştan norm haline
geliyorlar. Bu özgürlükler bundan böyle artık suç gibi değil, ama hazımsızlık gibi
düşünüleceklerdir”.

Dadaizm ‘in öncülerinden biri olan Hans Arp “Sosyal etikten zamanla daha
fazla uzaklaştım” isimli yazısında Dada hareketini çok iyi bir şekilde özetliyor:
“Dada, insanın akla uygun aldanışlarını ortadan kaldırmayı ve de doğal ve mantıksız
düzene yeniden kavuşmayı amaçlamıştır. işte bu yüzden biz; Dada’nın büyük
davulunu nefesimizle üflüyoruz. Dada için felsefeler bırakılmış eski bir diş
fırçasından daha az değerlidir. Dada onları büyük dünya liderlerine bırakır. Dada
erdemin resmi sözlüğünün iğrenç entrikalarını kınamaktadır. Dada, saçma olan için
vardır, ki saçmalık anlamsızlık anlamına gelmez. Dada doğa gibi saçma ve akla
aykırıdır. Dada doğadan yana ve sanatın karşısındadır”.

dadaizm
dadaizm

Dadaizm doğacı ve gerçekçi üslupla işlenen sanat anlayışının karşısında
durmuş, sanatın bu anlamda biçim ve öz algısını yok sayarak kendini sosyal
koşulların varlığına ve topluma, sanatçının iç gerçeklerine yaklaştırmıştır. Dada için;
“Her resimsel ya da plastik yapıt yararsızdır” (Tzara 1997:318) denmiştir.
Duchamp’ın Mona Lisa’nın bir yeniden çoğaltımı üzerine çizdiği bıyık ve
ünlü “Çeşme”si, Tatlin’in “Letatlin”i bu anlamda genel olarak sanata yöneltilerek
avangard eleştirinin erken habercisi olmuştur.

Örneğin Duchamp’ın “Çeşme”si, resme karşı getirilen tüm eleştirileri içinde taşıyan bir mikroçip yapısındadır. Sanatın yalnızca doğa ve temsille yetinmeyip topluma ve kendisine karşı muhalif olmasının gerekliliği; yalnızca estetik kurallara göre davranan bir sanatçının sanatsal özgürlük açısından sınırlandırılmış bir ortam içine hapsedildiği gerçeği; resim
değerlendirmelerini ve estetiğin son derece öznel tartılar kullanmakta olduğueleştirisi; el becerisi, resimsel tarz ve sanatçı tarafından oluşturulan bir nesne
olmaksızın bir sanat yapıtının gerçekleştirilebileceği ve asıl önemlisi tüm geleneksel
sanat sınıflamalarının dışında, önünde ve üstünde yaratıcı düşüncenin olduğu görüşü,
izleyicinin kendisine belletilmiş bir yoldan ve pasif bir alımlayıcı konumunda
çıkması dileği, pisuvarın anlattıklarından bazılarıdır.

“Pisuvar, aynı zamanda sanatın(sanat yarışmalarını, yarışma seçici kurullarını
ve estetik yargıların) içine işlenecek kadar değersiz bir şey olabileceği imasını da
taşımaktadır”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here