Akciğer Kanserine Genel Bakış

0
259

Ülkemizin en önemli sağlık problemlerinden birisi; giderek artan akciğer kanseri insidensi
(erkeklerde 75.87/100 000, kadınlarda 9.58/100 000) ve mortalite oranlarıdır. Akciğer
kanseri, prostat kanserinden sonra en sık görülen kanser tipidir ve tüm kanser ölümlerinin
yaklaşık üçte birini oluşturur. insidans hızı 75 yaşından sonra tepe noktaya ulaşmaktadır.

Akciğer Kanseri Türkiye‘ de yıllık beklenen yeni olgu sayısı 30239 olarak hesaplanmaktadır. Olguların %90‘ından
fazlası erkek olup, yine etiyolojide %90 sigaranın rolü olduğu saptanmaktadır. Sigara tüketimini
azaltan gelişmiş ülkelerde akciğer kanseri mortalite oranları azalırken, sigara tüketimi artan az gelişmiş ülkelerde mortalite oranları artmaktadır. Son yıllarda kadınlarda insidans artmasına
karşılık erkeklerde azalmaktadır.

En sık saptanan histolojik tip skuamöz hücreli kanserdir.
Kadınlarda ve sigara içmeyenlerde adeno kanser daha fazla görülmektedir. Tüm akciğer kanseri
hastalarının sadece %15‘i tanıdan sonra 5 yıl ve daha fazla yaşayabilmektedir (1).

ETYOLOJİ VE EPİDEMiYOLOJİ

Etiyolojide en önemli faktör sigaradır. Akciğer kanserlerinin yaklaşık %85-90‘ından sorumludur.
Sigara, akciğer kanseri riskini içmeyenlere göre 30 kat arttırmaktadır. Sigara bırakıldıktan sonra akciğer kanseri gelişme riski 15 yılda içmeyen kişilere yakın düzeyde bir riske inmektedir.

Akciğer Kanseri Pasif içicilik de riski yaklaşık iki kat arttırmaktadır. Türkiye‘de akciğer kanserinin oluşumunda rol oynayan diğer önemli bir faktör asbest ile temastır. Havayla taşınan küçük partiküllere bölünen bir mineral bileşiği olan asbest, havayoluyla taşınan liflerle karşılaşan kişilerde, özellikle de sigara içenlerde, akciğer kanseri riskini artırdığı bilinen bir karsinojendir.

akciger-kanseri-
akciger-kanseri-

Sigara içen kişilerde asbest ile temas kanser riskini 90 kat arttırmaktadır. Akciğer kanserlerinin %3-4 kadarının
asbeste maruz kalınmasından kaynaklandığı düşünülmektedir (2). Radyasyona maruz kalanlarda akciğer kanseri riski artmaktadır. Radon gazı akciğer kanseri etiyolojisinde rol oynayan diğer bir radyoaktif maddedir ve doğada değişik bölgelerde yüksek oranda bulunabilmektedir. Kronik obstruktif akciğer hastalığında, tekrarlayan akciğer inflamasyonu ve akciğerdeki skar dokularında (örneğin tüberküloza bağlı) kanser gelişimi artmaktadır. Baş, boyun kanseri olan kişilerde akciğer kanseri daha sık olarak görülmektedir. Bu, kanserojen faktörün tüm epitel yüzeye etki yapmasına bağlıdır. Ayrıca; aile öyküsü olan ve bis (klorometil) eter, polisiklik aromatik hidrokarbonlar, krom, nikel ve organik arsenik bileşikleri gibi diğer karsinojenlere maruz kalanlarda akciger kanseri daha sık görülmektedir. (3)

Akciger kanseri mortalitesi oldukça yüksek olmakla birlikte erken tanı, iyi evreleme, tedavi ve takip ile mortalite ve hastalarımızın ızdırabı kısmen azaltılabilir. Sağkalımın tarama ve erken tanıdan olumlu etkilendiği gerçeğinden hareketle, akciger kanseri toplum bazlı bir tarama yaklaşımı için uygun bir adaydır. Akciger kanseri taramasında spiral BT ile gerçekleştirilen pilot çalışmaların umut verdiği ve yeni tanı konulan olguların %80‘den fazlasında evre I saptanabilen akciger kanseri bulunduğu bildirilmiştir (4). Uluslararası

akciger-kanseri-
akciger-kanseri-

Akciğer Kanseri Erken Eylem Programından (I-ELCAP) gelen veriler; tarama ile erken evrede (Evre I) tanı konulan olguların operasyonu
ile 10 yıllık sağkalım %92 iken, tedaviyi kabul etmeyen evre I olguların tamamının 5 yıl
içinde kaybedildiğini göstermiştir. Ancak günümüzde BT ile tarama standart klinik pratikte
rutin olarak önerilmemektedir. Düşük doz BT ile akciğer kanseri taramasının kar ve zararını
tanımlamak için devam eden çalışmalardan elde edilecek yeni verilere ihtiyaç vardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here